Ateş Bakan (Hürriyet): ‘’Üretene saygı lütfen!..’’
Ateş Bakan (Hürriyet): ‘’Üretene saygı lütfen!..’’

Hürriyet Gazetesi yazarı kıymetli Ateş Bakan’ın yazdığı yazı:

Adana’da yaşayan yoksul bir ailenin çocuğuydu…

Yaşıtlarına göre uzun, ancak çok zayıftı. Şartlar, anne ve babasını ayrı yaşamak zorunda bırakmıştı…

11 yaşında İzmir de yapılan bir turnuvada Bandırma kulübü gözlemcilerinin dikkatini çekti.

Çocuğu annesi ile birlikte Bandırma’ya götürdüler.

Kelimenin tam anlamı ile yedirdiler, içirdiler, ev verdiler…

Okula gönderdiler, basketbol eğitimi verdiler…

Fiziğinin gelişmesi için kondisyonerler tuttular. Kültürünün gelişmesi için yabancı dil eğitimi verdiler…

Babasının problemlerini çözdüler…

Tam 11 yıl baktılar ve eğittiler…

11 yılın sonunda delikanlı basketbolcu oldu.

22 yaşına bastığı gün, elini kolunu sallayarak, cebine milyonları koyarak, kulübüne bir kuruş kazandırmadan başka bir kulübe gitti…

***

Bu hafta sonu, yetiştiği yerdeydi…

11 yıldır attığı potaya ama bu kez farklı forma ile top attı…

11 yıldır yattığı yatakhaneyi gördü. Ona yemek veren ablasının gözü yaşlıydı…

Cılız ayaklarına masaj yapan ağabeyi gururla bakıyordu…

Taraftar, yine bağrına bastı…

Aynı koğuşu paylaştığı arkadaşları ile kucaklaştı…

Keşke, onu bugünlere getiren başkan ve yöneticilerinin de elini sıkabilseydi…

Onlar da onun alnından öpüp, “yolun açık olsun!” diyebilseydi…

Olmadı…

Keşke; kulübe geldiği günleri hatırlayıp, maaşının 10 da biri ile 100 tane spor ayakkabı alıp minik takıma dağıtsaydı…

Yapamadı!

***

Tolga Geçim’i anlatıyorum…

Aslında Tolga Geçimleri anlatıyorum…

Şimdi Tolga Geçim’in, “geçim” derdi bitti.

Eğer dert ederse, “seçim” derdi var!

Ya saygı ile anılan bir insan olacak, ya da sadece bir basketbolcu…

Anlatmak istediğim delikanlının yaptığı yanlış değil!

Düzenin yanlışı!

Delikanlı yanlış yapmıştır ama düzen, yanlış yapanları teşvik etmemeli!

Tolga’nın izinden Ahmetleri, Mehmetleri yürütmemeli…

“Dur” demeli!

***

Yiğit Hamza Mestoğlu, geçen yıl 15 yaş altı Türkiye Şampiyonası’nda sayı kralı ve MVP oldu…

Tek Süt Bandırma’nın değil ülkenin gözünün içine baktığı bir delikanlıydı…

Şu anda kayıp…

İspanyol Murcia takımının kendisi ile çok ilgilendiğini biliyoruz…

Bir de İspanya’nın yeni bir yasa çıkartarak, 15-18 yaş aralığındaki başarılı sporculara vatandaşlık yasası çıkardığını…

Milli takımlarında oynama şansı verdiğini…

Tek Süt Bandırma bu çocuğu, 5 yıldır hazırlıyor…

Aslında yüzlerce çocuğu hazırlıyor, içlerinden bir tane Yiğit Hamza Mestoğlu çıkıyor…

Onu da birileri kaparsa, ülkemiz, yasalarımız ve kamuoyumuz buna sessiz kalırsa;

Banvit de gider, Tek Süt de gider…

Özkan Kılıç da, küser!

***

Arkadaşlar bu haksızlık!

Bu adaletsizlik!

Tek Süt Bandırma ve Altınordu, 8-9 yaşlarında yetenekli çocukları Anadolu’nun en ücra köşelerinden tespit ediyor…

Bunları tespit edebilecek eğitimli insanlar çalıştırıyor…

Onları ve ailelerini ikna ederek, çoğu zaman aileleri ile birlikte getiriyor…

Aklınıza gelebilecek tüm masraflarını karşılıyor…

İyi bir sporcu olabilmesi için hem spor, hem de genel eğitim veriyor…

Bu işleri yapabilmek için uzman eğitmenler tutuyor…

Yatırabilmek ve spor yaptırabilmek için tesisler yapıyor…

Vücudunu gelişmesi için fitness salonları yapıyor ve uzman hocalar tutuyor.

Sakatlanmamaları için hekimlerle çalışıyor…

Sigortalarını yaptırıyor…

Aslında devletin yapması gerekeni, bu kulüpler yapıyor…

Sonra iki tane menajer gelip çocuğun aklını çelip, çocuğunuzu kaçırıp götürüyor…

Olmaz!

Bu koşullar devam ederse, artık kimse yetiştirmez!

***

Üreten kulüplere saygı duymak yetmez!

Yasalar ile korumalıyız!

Aksi takdirde üreten kulüp bulamayacağız!

Zaten kulüplerimizin tamamına yakını, tüketen kulüp…

Arada, kardelen çiçeği gibi açan bir kaç kulübümüz var!

Özkan Kılıç gibi, Mehmet Seyit Özkan gibi birkaç tane idealist adamın sırtında yürüyor bu iş…

Kaynaklar kurumadan, bu inatçı idealist adamlar pes etmeden, çözüm bulmalıyız!

Devletimiz çözmeli bu problemi!